Okul Müdürümüzün Okulumuzun Yılsonu Etkinliğinde Yapmış Olduğu Konuşma Metni
Sayın Belediye başkanım, Başsavcı vekilim, Emniyet Genel Müdürlüğü Daire Başkan Yardımcılarım, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Müdür Yardımcılarım, Okul Müdürlerimiz, Öğretmenlerimiz ve çok kıymetli bugün burada varoluşumuzu temellendiren çocuklarımız ve Çocuklarımızın anne - babaları, kıymetli misafirler, hepinize bu anlamlı günde, böyle güzel bir etkinlikte bizimle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Teşriflerinizle bizi mutlu ettiniz.
Okulumuz 2013 yılında Süleyman Nazif İlkokulunun yeni binasına taşınmasıyla, Hayırseverimiz Faruk GÜLTEKİN tarafından rahmetli oğlu Ali GÜLTEKİN adına yaptırılmış ve 2013- 2014 eğitim-öğretim yılında faaliyete geçmiştir. Okulumuzda 39 öğretmen, 11personelle 120 orta-ağır zihinsel engelli öğrencimize hizmet vermekteyiz.
Bugün burada çocuklarımıza fırsat verildiğinde neler yapabildiklerine şahit olacağız. Çocuklarımız belki yaşıtlarının yapabildiklerini yapamıyor veya onlardan daha yavaş öğreniyor olabilirler. Görünüşleri, engelleri her birinin farklı olabilir. Ortak olan yanları ise dünyaya en büyük çıkarsızlık ve karşılıksız sevgi dersi veriyor olmalarıdır.
Bazen bir sokak başında, ikinci kez bakmaya bile cesaret edemediğimiz, bakarken bile incitmekten korktuğumuz, bazen ise bir çocuk parkının en ücra köşesinde olabildiğince masum, tertemiz, asla sıradan değil; şaşırtan, gülümseten, ağlatan ve anlatan gerçekliğiniz, sevginiz, içtenliğiniz, ne mutluyum sizlerle bu okulda bir arada olmaktan.
İbrahim´in günaydın Arif Hoca demesi, farklı giyindiğimde iltifat etmesi; Sümeyra'nın benim haklarımı gözetmesi ve beni çalışanlarıma karşı korumaya çalışması; Erdi'nin bir gün bana seni sevmiyorum kel derkan, başka bir gün başımı okşayarak adamsın demesi; Koray'ın işine geldiğinde adamın dibisin demesi; Görkem'in sigara içen öğretmenlerimizi bana şikayet etmesi; Nilhan´ın dede değil de abi demesi için verdiğim çikolataya rağmen beni görünce ısrarla dede diye bağırması benim için tarif edilemez birer terapi.
Her gün milyonlarca insanın birbirini incittiği ya da incitildiği dünyada, sözcüklerimizi hesapsız savurduğumuz, bencilliğin, kinin ve nefretin bürüdüğü simalarda; sahip olduklarımız mı kıymetli, yoksa her an yitirebileceklerimiz mi diye bir an düşündüğümde, aslında hepimizin aynı olduğumuzu görüyorum.
Siz değerli çocuklarımız ve özveriyle çalışan değerli öğretmenlerim, her gün artan bir enerjiyle, aslında sizi yaşama hazırlarken, bir yandan da ortak yanlarımızı bulma adına, keyifli bir keşfe çıkıyoruz adeta; Öyle ki; Farklılıklarınıza rağmen, bir arada uyum içerisinde oluşunuz, sabrınız, öğrenmeye olan merakınız ve bereketli hiç bitmeyen sevginiz, insanlığa örnek olacak kadar değerli.
Sevgili öğretmenlerim, Veysel´in tasvir ettiği, her şeye rağmen sürekli veren, sürekli gülen, cömert, Hakkın gizli hazinesi toprağa benzetiyorum ben sizleri.
Telefonla konuşurken ağzımın içine tükürük yedim, gülerek karşılık verdim; defalarca dayak yedi Kanber hocam, kaburgaları zedelendi, hiç gücenmedi, işini aksatmadı; Bazen sınıfın ortasına tuvalet ihtiyacını giderdi kuzumuz, tiksinmeden, yüz çevirmeden gereğini yaptın öğretmenim. Çünkü sen bu yavruların masum, melekler gibi günahsız olduğunun farkındasın, Çünkü sen bire on veren, bire yüz veren toprak gibisin, toprak gibi olmalısın. Karşılıksız vermeli, karşılıksız sevmelisin.
Sevgili Yavrularım, biz farkındayız, engel senin ne elinde, ne gözünde, ne dilinde, ne de bedeninde. Varsa engel hepimizin yüreğinde. Biz engelleri sizinle kırdık, sizinle daha çok başardık. En önemli misyonumuz, toplumsal farkındalığı daha çok oluşturabilmek. Her birinizi yaşama daha çok dahil edebilmek.
Bu amaca hizmet ederken, karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan, engelliler söz konusu olduğunda, başta bakanlığımız olmak üzere Kaymakamımız, Mamak Belediye Başkanımız, İlçe Milli Eğitim Müdürümüz, Büyükşehir belediyemiz, Emniyet Müdürlüğümüz ve tüm kurum ve kuruluşlara, ve özellikle okulumuzu yaptıran ve sürekli desteğini ve himayesini esirgemeyen hayırseverimiz, ağabeymiz Faruk Gültekin beye bizlerden desteklerini hiç esirgemedikleri için çok teşekkür eder, adını taşıdığımız Ali Gültekin kardeşimize yüce Allahtan gani gani rahmet dilerim.
Kaç gece geçirebilirsin,
Benim gibi umudun olmadan.
Kaç sabaha uyanabilirsin,
Gökyüzünü göremeden.
Beni anlaman için,
Benim gibi ol.
Beni sevmen için, yoksun kal dileyemem.
Sadece bir gün, ya da kırk sekiz saat,
Bizlerden biri gibi olman gerekseydi,
Haberin devamını okumak için buraya tıklayınız.




















